27 Mayıs

Günün Önemi


  • 1935 - Türkiye'de hafta tatili Cuma'dan Pazar'a alındı., 1944 - Latin harfleri ile ilk Cumhuriyet altını basıldı.
  • 1953 - Paris'te Belçika, Fransa, İtalya, Lüksemburg, Hollanda ve Federal Almanya arasında Avrupa Savunma Birliği Antlaşması imzalandı.
  • 1960 - 27 Mayıs Darbesi: Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Silahlı Kuvvetler adına ülke yönetimini Milli Birlik Komitesi üstlendi. Orgeneral Cemal Gürsel Milli Birlik Komitesi'nin başına getirildi. Milli Birlik Komitesi ilk iş olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ve hükümeti feshetti ve her türlü siyasi faaliyeti yasakladı.
  • 1961 - Anayasa, Kurucu Meclis'te oylamaya katılan 262 üyeden 260'ının oyuyla kabul edildi.

Günün Sözü


" Bize insanları değil fikirleri hatırlamamız söylendi. Çünkü bir adam yenilebilir, yakalanabilir, öldürülebilir, unutulabilir. Fakat bir fikir 400 yıl sonra bile hala dünyayı değiştirebilir. Fikirlerin gücüne ilk elden tanık oldum. Fikirler uğruna ölen ve öldüren insanlar gördüm. Ama bir fikre dokunamaz, tutamaz hatta öpemezsiniz. Fikirler kanamaz, acı çekmez ve sevmezler ve özlediğim şey bir fikir değil, bir adam. 5 Kasım’ı bana hatırlatan adam.Asla unutmayacağım adam... " —V for Vendetta

Günün Öyküsü


Bir dağın tepesinde yere düşmek üzere olan bir yaprak içindeki hayalini haykırmış. " Ben denizlere ulaşmak istiyorum.Bir gün denize ulaşacağım ve hayalimi yaşayacağım." Yaprağın üzerinde bulunduğu ağacın hemen dibinde yatıveren bir kütük boğuk bir sesle; " Ben de "demiş.Ben de denize ulaşmak istiyorum. Fakat yaprak ona küçümseyen ve alaycı bir ifade ile " Sen asla denize ulaşamazsın.Çünkü beni denize ulaştıracak rüzgar simdi çıkar gelir. Bir çırpıda orada olurum.Ancak sen ağır ve hantalsın.Sonsuza dek burada kalacaksın. Gerçekten de bir rüzgar çıkmış. Kuzeyden güneye doğru esen rüzgar bir süre sonra güneyden batıya doğru esmiş. Tam doğru istikamette iken birden güneyde olan denizin tersine doğru havalanmış. Bir tepeden diğer tepeye,bir vadiden diğer vadiye sürüklenip durmuş. En son bir çamura saplanıp kalmış. Kütük ise yakınındaki akarsuyun denize gittiğini biliyormuş. Kendini suların kollarına bırakmış ve gitmiş. Akarsuyun kenarında bir çamura saplanıp kalmış yaprağı görünce ona şunu demiş; "Unutma sevgili yaprak her hayale giden bir yol vardır. * * * * * * * * * * * * Gelip geçici rüzgarlarla hayale gidilmez. Ancak sürekli akan sularla gidilir."

Bizim Köşe


Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

Günün Duası


BİR KISMI: 25-el-FURKÂN Bu sûre Mekke'de nâzil olmuştur, sadece üç âyetinin (68, 69, 70) Medine'de nâzil olduğu hakkında bir rivayet vardır. 77 (yetmişyedi) âyettir. Sûre, adını ilk âyetinde geçen "el-furkan" kelimesinden alır. "Furkan", hakkı bâtıldan ayırdeden demektir ve Kur'an-ı Kerim'in isimlerindendir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Âlemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammed'e Furkan'ı indiren, Allah, yüceler yücesidir. 2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur.O bir çocuk edinmemiştir,mülkünde ortağı yoktur .Her şeyi yaratmış, ona ölçü , biçim ve düzen vermiştir. 3. (Kâfirler) O'nu (Allah'ı) bırakıp, hiçbir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, öldürmeye, hayat vermeye ve ölüleri yeniden diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler. 4. İnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduğu biryalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır. 5. Yine onlar dediler ki: (Bu âyetler), onun, başkasına yazdırıp da kendisine sabah-akşam okunmakta olan, öncekilere ait masallardır. 6. (Resûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. 7. Onlar (bir de) şöyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı! 8. Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (meşakkatsizce geçimini sağlayacağı) bir bahçesi olmalıydı. (Ayrıca) o zalimler (müminlere): Siz, ancak büyüye tutulmuş bir adama uymaktasınız! dediler. 9. (Resûlüm!) Senin hakkında bak ne biçim temsiller getirdiler! Artık onlar sapmışlardır ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar. 10. Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah'ın şanı yücedir. 11. Onlar üstelik kıyameti de yalan saydılar. Biz ise, kıyameti inkâr edenler için alevli bir ateş hazırladık. 12. Cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerini görünce, onun öfkelenişini (müthiş kaynamasını) ve uğultusunu işitirler. 13. Elleri boyunlarına bağlı olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıldıkları zaman, oracıkta yokoluvermeyi isterler. 14. (Onlara şöyle denir:) Bugün (yalnız) bir defa yok olmayı istemeyin; aksine birçok defalar yok olmayı isteyin!

Günün Sorusu


Toplum Yapısının Şeklini, Gelişimini Ve Değişimini İnceleyen, Bilimsel Metot Ve Araştırma Teknikleri Kullanarak, Toplum Yapısında Meydana Gelen Olayları Yorumlayan, Teoriler Geliştiren Ve Kendi Kavramları İle Kanunlara Ulaşan Bilim Dalına Ne Denir?