30 Ağustos

Günün Önemi


  • 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

Günün Sözü


“Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir.” Mustafa Kemal ATATÜRK

Günün Öyküsü


Gazi ,çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu. - Merhaba nine... Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; - Merhaba dedi. - Nereden gelip nereye gidiyorsun ? Kadın söyle bir duralayıp; -Neden sordun ki , dedi. Buraların sahibi misin ? Yoksa bekçisi mi ? Paşa gülümsedi. - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk Milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk Milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin ? Kadın başını salladı. -Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetiştiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim. -Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni? -Gazi Paşamızı görmem için . Başını pek ağrıttım da.. Benim iki oğlum gâvur harbinde şehir düştü. Memleketi gâvurdan gurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim, durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet aliverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağsamdan belli kendimi ordan oraya vurup duruyom bey. - Senin Gazi Paşa’dan başka isteğin var mı ? Kadının birden yüzü sertleşti. - Tövbe de bey,töbe de ‘ Daha ne isteyebilirim ki.. O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ki ondan ? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoz. Şunun bunun gâvur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.. Sen Efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmuştu, Çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek ; -Görüyorsun ya Gökçen , işte bu bizim insanımızdır…Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk karşında duruyor. Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp Atatürk’ün ellerine sarıldı.Görülecek bir manzaraydı bu. İkiside ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı.Yaşlı kadın belki on defa öptü Ata’nın ellerini. Ata da onu ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı.Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e uzattı. - Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa,bunu sana hediye getirdim.Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orda bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.Oradakilere şu emri verdi. -Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun. Bu yazıyı okurken duygulanan veya ağlayanlar varsa, hala umut var demektir….

Bizim Köşe


43 Alay 1 Piyade Taburu 1 Bölük, 1917 yılı yemek listesi; 15 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı Öğlen: Yok Akşam: Yağlı buğday çorbası ve ekmek 26 Haziran Sabah: Yok Öğlen: Yok Akşam: Üzüm hoşafı, ekmek 18 Temmuz Sabah: Üzüm hoşafı Öğlen: Yok Akşam: Yarım ekmek 8 Ağustos Sabah: Yarım ekmek Öğlen: Yok Akşam: Şekersiz üzüm hoşafı, ekmek YOK

Günün Duası


BİR KISMI: 6-el-EN'ÂM En'âm sûresi, 165 (yüzaltmışbeş) âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. Sûrenin bazı âyetlerinde Arapların, kurban edilen hayvanlarla ilgili birtakım gelenekleri kınandığı için sûreye En'âm sûresi denmiştir. En'âm; koyun, keçi, deve, sığır ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla 1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putları) Rab'leri ile denk tutuyorlar 2. Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz hâla şüphe ediyorsunuz. 3. O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir. 4. Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeyedursun, o âyetlerden ille de yüz çevirirler. 5. Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiğinde onu yalanlamışlardı. Fakat yakında onlara alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir. 6. Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları, günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık. 7. Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmuş olsalardı, yine de inkâr ediciler: Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir, derlerdi. 8. Muhammed'e (görebileceğimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı 9. Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan sûretine sokar onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük. 10. Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti. 11. De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın! 12. (Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar. 13. Gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitendir, bilendir.

Günün Sorusu


Halo etkisi nedir?