15 Haziran

Günün Önemi


  • Küresel Rüzgar Günü
  • Milli Kurtuluş Günü (Azerbaycan)
  • 1215 - İngiltere Kralı John, Magna Carta sözleşmesini mühürledi.
  • 1752 - Benjamin Franklin, uçurtma deneyi ile yıldırımın elektrik akımı olduğunu ispatladı.
  • 1865 - Yoksullar ve yetimlerin yatılı eğitimi için Darüşşafaka kuruldu.
  • 1911 - Sonradan IBM adını alacak olan Computing Tabulating Recording Corporation adlı şirket kuruldu.
  • 1927 - Türkiye'nin ilk modern akıl ve ruh hastalıkları hastanesi olan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi açıldı.
  • 1954 - UEFA (Union des Associations Européennes de Football) kuruldu.

Günün Sözü


"Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir. ” —Osho

Günün Öyküsü


Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak. Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır. Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider. Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar. Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını. Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkardığı ses vs. derken, tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan. Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar. Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır bile. İmama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar. İmam aynı mahalleden, bilir az çok garibin halini, şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki: “Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak, bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?” Bunu duyan meczub melül-mahzun, ama manalı bir bakışla sorar “Âdetiniz böyle değil mi?” “Ne âdeti?!” der Hoca.. Cemaat da toplanmış, merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra.. Der ki meczub bu kez: “Hocam ben namaz kılmak için girdim camiye, şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım, gördüm ki herkesin sırtında bir şeyler var. Zannettim ki adet böyledir, ben de şu odunları yüklendim geldim işte, neden kızıyorsun? Kızacaksan herkese kız, tek bana değil! Hoca şaşırır: “Benim sırtımda da mı var?” der.. “Evet” der meczub, “Hepinizin sırtı yüklü!”.. Cemaatte ise hafiften “deli işte!” manasına,bıyık altından gülüşmeler başlamıştır. Meczub bu kez öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek, saf bir çocukça, heyecanla bağırır: “Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk, bunda kocaman bir elma ağacı vardı.. Bunda kırık bir kapı, bunda bir tencere yemek, bunda kızarmış tavuk, şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun, bununkinde de yaşlı annesi vardı!..” Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca; “ Boş yok, boş yok hiç!. diye tekrarlar. O böyle söyleyince, herkes dehşet içinde şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar! Aynen doğrudur dedikleri çünkü; Kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda,kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını, biri onaracağı kapıyı, diğeri lokantasında pişireceği yemeği. Biri açtır aklında yiyeceği tavuk, birinin sırtında sevdiği kadın, diğerinde de bakıma muhtaç annesi vardır. “Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der, bu kez endişeyle Hoca.. O da der ki: “Zaten en çok da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı! Meğerse efendim, hocanın ineği hastaymış, “öldü mü ölecek mi?” diye düşünürmüş namazda... “Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var.” Bildirince bildiren, yüreği olan görüyor elbet...

Bizim Köşe


Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe’nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

Günün Duası


BİR KISMI: 44-ed-DUHÂN Mekke'de inen bu sûre 59 (ellidokuz) âyettir. Adını, onuncu âyette geçen ve duman manasına gelen "duhan" kelimesinden almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Hâ. Mîm. 2. Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, 3. Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır. 4. Her hikmetli işe o gecede hükmedilir. 5. (Yani)katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz. 6. Senin Rabb'inin acıması gereği olarak (gönderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açıklar,vahiylerimizi bildiririz) .Doğrusu o işitendir ,bilendir. 7. Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. 8. O'ndan başka ilâh yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir. 9. Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar. 10. Şimdi sen, göğün, açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. 11. Duman insanları bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptır. 12. (İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler). 13. Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti. 14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler. 15. Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz. 16. Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız. 17. Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi geldi.(Şöyle diyerek) 18. "Allah'ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resûlüm" 19. Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum. 20. Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım. 21. Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın. 22. Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti. 23. Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu. 24. Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur. 25. Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler,çeimeler, 26. Ekinler, güzel konaklar, 27. Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler! 28. İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.

Günün Sorusu


Magna Carta hangi ülkenin kralıyla yapılmış bir sözleşmedir?