18 Temmuz

Günün Önemi


  • Ünlü ve saygın tercüman Tuncer AKAÇİN'in doğum gününü en içten dileklerimiz ile kutlarız :)
  • 1920 - Misak-ı Millî, TBMM'de kabul edildi. Büyük Millet Meclisi, Misak-ı Milli üzerine yemin etti.
  • 1925 - Adolf Hitler, nasyonal sosyalist fikirlerini açıkladığı kişisel manifestosu Mein Kampf'ı (Kavgam) yayımladı.
  • 1932 - Türkiye, Cemiyet-i Akvam'a (Birleşmiş Milletler) 56. üye olarak kabul edildi.

Günün Sözü


Kimi tanımak istersen düşüp kalktığına bak. HZ.MEVLÂNÂ (K.s)Dîvân-ı Kebîr VII-2.cilt 8460

Günün Öyküsü


Bir zamanlar efendisinin evine her gün nehirden su taşıyan bir köle vardı. Köle boynunda taşıdığı bir sopanın iki ucuna birer kova asar, bu kovaları nehirden aldığı su ile doldurur ve eve getirirdi. Ancak kovalardan birisi birkaç yerinden delinmiş eski bir kovaydı. Dolayısıyla, nehirde ağzına kadar doldurulan suyun ancak yarısını tutabilirdi eve kadar. Diğeri ise yep yeni ve sağlam bir kovaydı. Suyu hiç sızdırmadan taşırdı. Tam iki yıl bu böylece devam etti. Sucu köle nehirde iki tam kova dolduruyor, efendisinin evine geldiğinde ise geriye sadece bir buçuk kova su kalıyordu. Deliksiz kova bu başarısıyla gurur duyuyor ve ?Ben işimi tam görüyorum? diyerek böbürleniyordu. Zavallı delik kova kusurundan dolayı utanıyor ve kendisinden beklenenin sadece yarısını yapabildiği için hep üzülüyordu. İki yıl boyunca deliğinden su sızdırmayı içine sindiremediği için, bir gün dile gelip nehir kenarında sucuya şöyle dedi: – Ey sucu insan! Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum. – Niye ki? diye sordu sucu. – Neden utanıyorsun? – İki yıl boyunca, yan tarafımdaki çatlaklar yüzünden sular akıp gitti ve yükümün sadece yarısını efendinin evine götürebildim. Benim kusurum nedeniyle sen de gayretlerinin karşılığını tam alamıyorsun. Sucu eski delik kovaya acıdı ve şefkatli bir sesle şöyle dedi: – Efendinin evine dönerken, yol kenarındaki çiçeklere bir dikkat et istersen. Gerçekten de, tepeye çıkarken, delik kova yol kenarındaki enfes yaban çiçeklerini gördü ve bu onu birazcık neşelendirdi. Ama yolun sonunda yine kederlendi, çünkü yükünün yarısını yine çatlaklardan akıtmıştı. Bu başarısızlığından ötürü sucudan yine özür diledi. Sucu kovaya şöyle dedi: – Yolun sadece senin tarafında çiçekler açtığını, diğer tarafında hiç çiçek olmadığını farketmedin mi? Bu neden böyle biliyor musun? Ben senin delik olduğunu baştan beri biliyordum ve bundan faydalanmak istedim. Senin tarafındaki yol kenarına çiçek tohumları ektim. Ve her gün dereden dönerken onları sen suladın. İki yıl boyunca bu güzel çiçeklerle efendimin masasını süsleyebildiysem, bu senin sayende oldu. Senin sayende, efendimin odası böylesine güzelleşti..

Bizim Köşe


Geçen 3 bin 500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.

Günün Duası


77-el-MÜRSELÂT Mekke'de inmiştir. 50 (elli) âyettir. "Gönderilenler" anlamına gelen "el-mürselât" kelimesi ile başladığı için sûre bu adı almıştır. Müfessirler, "gönderilenler"den maksadın, âlemin idaresi ile görevli bir kısım melekler veya rüzgârlar, yahut peygamberler, yahut da Kur'an âyetleri olabileceğini belirtmişlerdir. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere; 2. Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara; 3. (Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara; 4. (Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara; 5. Öğüt telkin edenlere; 6. (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için. 7. Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek! 8. Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman, 9. Gökkubbe yarıldığı zaman, 10. Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman , 11. Peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur). 12. (Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmiştir? 13. Ayırım gününe. 14. (Resûlüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! 15. O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline! 16. Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi? 17. Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız. 18. İşte biz suçlulara böyle yaparız! 19. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 20. (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı? 21. İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik. 22. Belli bir süreye kadar. 23. Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür! 24. O gün (hakikatleri) yalan sayanların vayhaline! 25. Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı? 26. Dirilere ve ölülere . 27. Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik.. 28. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 29. (İnkârcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin! 30. Üç kola ayrılmış,bir gölgeğe gidin. 31. Ki ne gölgelendiren ne de alevden koruyandır. 32. O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar. 33. Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir. 34. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 35. Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür. 36. Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler. 37. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 38. (O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik. 39. (Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi! 40. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 41. Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında, 42. Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar. 43. (Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfiyetle yeyin için" (denir). 44. İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. 45. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 46. (Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz! 47. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 48. Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler: 49. O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline! 50. Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar.

Günün Sorusu


Çemişgezek hangi ilimizin ilçesidir?