Alman imparatorlarından Büyük Frederik adıyla tarihe geçmiş olan II.Frederik, Postdamm kentinde bir saray yaptırmak ister. Sarayın yanında bir yel değirmeni vardır. Frederik, yel değirmenini sahibinden satın alıp yıkarak sarayının bahçesini genişletmek ve hem de değirmenin yaptığı gürültüden kurtulmak arzusundadır. Adamlarını gönderir ve . değirmen sahibinin toprağının istimlâk edilip parasının ödenmesini emreder. Değirmen sahibi buna razı olmaz. Büyük Frederik’in adamlarına: “Sayın Kral için zor değil. Başka bir yerde saray yaptırsın. Bu değirmen bana babamdan kaldı; onunla geçinebilecek gelir elde ediyorum. Yıkılmasını istemiyorum” , der. Büyük Frederik’in adamları, değirmencinin söylediklerini ona aynen iletirler.Büyük . Frederik kızar ve değirmenciyi huzuruna çağırtır. Değirmenciye: “Değirmenci! Toprağın için e ne kadar para istiyorsan bildir. Yoksa değirmenini başına yıkarım”, diye bağırır. Bunun üzerine değirmenci: “Kralım. Değirmenimi başıma yıkacağınızı söylerken Berlin’de hakimlerin olduğunu unutuyorsunuz”, der. Bu sözler karşısında Büyük Frederik şaşırır ve susar. Bir ülkede imparator ve değirmencinin yasalar karşısında eşit olduklarını anlatan bu olay, yargının varlığının ve bağımsızlığının önemini vurgular. Eğer yargı bağımlı olsaydı, değirmenci Berlin’deki hakimlere güvenebilir miydi? Bugün, Büyük Frederik’in sarayının karşısında, kanatları göğe uzanan bu yel değirmeni durmaktadır. Değirmencinin: “Berlinde yargıçlar var”, sözü de, Almanlar arasında, bir darb-ı mesel [atasözü] gibi tekrarlana tekrarlana günümüze kadar gelmiştir. Bu öyküyü, yargıyı kontrol altına alma uğraşılarının ülke ve vatandaşlar için hiç de iyi bir şey olmadığını vurgulamak için anlattım.Yargıda iyileştirme yapılsın ama yargı bağımsızlığına dokunulmasın.Gün gelir herkesin yargıya işi düşebilir.